Markalar İçin Dijital Dönüşüm

Markalar İçin Sağlıklı Dijital Dönüşüm

Bu yazıyı okuma süresi: 3 dakika

Dijital dönüşüm, avantaj sağlamak veya markanın bulunduğu platformları genişletmek için değil, artık bir gereklilik olarak kabul edilmelidir. Tüm alışkanlıkların dijitale evrildiği bir evrende, teknolojiye uyum sağlamamak marka bilinirliğinin gün geçtikçe azalmasını göze almaktır.

Marka Yaratmanın Sancılı Süreçleri

Marka yaratmak gerçekten sancılı bir süreçtir. Pazardan farklılaşacak bir ürünü veya hizmeti ortaya çıkarmak, hedef kitleyi analiz etmek, bu hedef kitleyle bağ kuracak şekilde markaya kimlik kazandırmak, bu kimliği her ortamda korumak ve sürdürmek, markaya bir nihai amaç kazandırmak (dijitali tanıyan ve teknolojiyle birlikte gelişen İzmir markalarının sayısını arttırmak.) ve bu amaca planlı bir şekilde ilerlemek.

Ben bir marka mimarı değilim. Daha birçok planlı ilerlenmesi gereken süreç var bu yolculukta. Bunlar hakkında ayrıntılı bilgiler vermeye çalışmayacağım. Beni ilgilendiren asıl konu markaların bu süreçleri yaşadıktan sonra teknolojiyi takip etmek ve geleceğine yatırım yapmak yerine geleneksel yöntemlerle var olmaya çalışmasıdır.

Yıllarca süren çalışmaların, zor günlerin, uykusuz gecelerin ardından kimse markasının sonunun Nokia gibi olmasını istemez, değil mi?

Hatırlarsınız, Nokia bir zamanlar telefon dünyasının lideriydi. Marka dili ve bütünlüğü olarak da çok tatmin edici bir grafiği vardı. Sonra akıllı telefonlar geldi ve Nokia piyasadan bir anda silindi.

Artık Teknoloji Hayatımızın Her Yerinde

Sosyal Medya Kanalları

Nokia’nın başına yıllar önce gelen felaket bugün her markanın yaşayabileceği sıradan bir olay oldu. İlk başta doğal olarak teknolojik markalar etkilendi gelişime ayak uyduramamaktan. Zaman için teknoloji tüm insanlığı bir toz bulutu gibi kapladı. Geçmişte hayatımızı kolaylaştıran gelişmeler, şimdi alışkanlıklarımız halini aldı. Telefonun şarj aletini unuttuğumuzda, ya şarjın bitmemesi için türlü yöntemler deniyoruz ya da bir şekilde şarj etmenin yolunu buluyoruz.

Markalar da bu değişime ayak uydurmak zorunda.

Markalar, müşterilerine göre evrilirler. Beklentilerini karşılayabildikleri sürece müşteriler markaya bağlı kalıyorlar. Bir de artan alternatifleri göz önünde bulundurduğumuzda müşteri ile marka arasındaki bağın ne kadar hassas olduğunu görebiliyoruz.

Sağlıklı Dijital Dönüşümün Temeli

“Peki nedir sağlıklı dijital dönüşümün temeli?” diye soracak olursanız, markayı bir bütün olarak kabul edip planlı ilerleyerek başlamak gerektiğini söyleyeceğim.

Dediğim gibi marka yaratmak kolay bir süreç değil. Çok emek ve fazlasıyla beceri gerektiriyor. Tüm bu emeklerinizi dijitale yansıtma zamanı çoktan geldi de geçiyor bile. Öte yandan geride kalan birikimleri bir kenarı bırakıp “biz artık dijitale geçiyoruz” düşüncesiyle bambaşka bir yapıyı yansıtmak da en büyük hata olur.

Eğer hali hazırda bir kurumsal kimliğiniz varsa, bunu size dönüşüm sağlayacak dijital platformlara aktarmanız gerekir. Dönüşüm sağlayacak diyorum çünkü dijital dünya o kadar hızlı genişliyor ki sürekli yeni platformlar ortaya çıkıyor.

Hedef kitlenizi tanıyıp, iyi analiz ettikten sonra dijital dünyada en çok bulundukları platformlarda yer almanız gerekir.

Popüler kültür dijitalde önemlidir fakat Twitter‘da kullanıcı sayısı çok diye markanızı bu mecrada konumlandırmak her zaman mantıklı olmayabilir. Müşterileriniz size bu platformda ulaşacak mı? Ortaya koyduğunuz enerjinin ne kadarlık bir kısmını dönüşüm olarak elde edeceksiniz ve marka kimliğini yansıtabileceğiniz bir platform olacak mı? Marka kimliğini bir stratejiye oturtup, dijital dönüşüm adımlarını planlı olarak değerlendirmek gerekir.

Eğer eleştirilmeye açık bir sektörde faaliyet gösteriyorsanız ve müşterilerinizin eleştirilerini yanıtlamamayı tercih ediyorsanız o zaman Twitter sizin için hiç de mantıklı bir platform olmazdı mesela. Twitter’da gelen yorumlar silinmiyor. Sırf istemediği yorumlarla karşılaştığı için paylaşımı silen markalar var.

Dijital Dünyada Güven İlişkisi Kurun

Müşteri yorumlarını silen veya direkt gönderiyi ortadan kaldıran markalardan bahsetmişken hemen güven konusuna girelim.

Dijital ortamlarda insanların arasında her zaman bir aracı vardır. Bu çoğu zaman bir araya gelinen platform oluyor. İnternet kullanıcıları yüzünü bile hiç görmediği kişilerle iletişim kurar ve bu kişileri da markanın kendisi olarak kabuş eder. Dijital ortamda kurulan bağ, fiziksel olarak aynı ortamda kurulanla aynı olamaz. Ses tonu, mimikler ve ifadeler kişilerin samimiyeti hakkında bize yardımcı olur. Dijital dünyada ise bunların hiçbiri yok. Bu nedenle marka kimliğini çok net bir şekilde yansıtmak son derece önemli rol oynuyor.

Marka müşteri güven ilişkisi

Instagram üzerinde gördüğünüz bir paylaşım sizde bir merak uyandırdı ve hesabı incelediniz. Bir de baktınız ki o fazlasıyla şık görünen perdeci aslında semtinizdeki 35 metrekare dükkan. Siz de dayanamadınız ve yorum yazıverdiniz. “Ben sizin dükkanınızda bu perdeleri hiç görmüyorum. Sipariş vermek istediğimde de 2 ay sonrasına zaman veriyorsunuz.” Hem kendinizi aptal yerine konmuş hissettiğiniz için hem de başkalarının da aynı şekilde kandırılmasını istemediğiniz için yorum yazdınız. Şimdi kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Birkaç saat sonra neden cevap yazmadılar diye hesaba baktığınızda artık yorumunuzun olmadığını gördünüz. 

Tepkiniz ne olurdu? Bu perdeciyle bir bağ kurabilir misiniz?

Eğer küçük bir dükkanınız varsa, küçük dükkanı olan biri gibi davranın. Hedef kitlenizi ona göre belirleyin ve bağ kurmalarınız sağlayın. Hele bir dükkana gelsinler de ben onları kandırırım düşüncesi bir perde satmanızı sağlar. Tüm mecralarda bir bütün olarak markayı sergilemek bağ kurmanızı, güzel ilişkler edinmenizi ve sürdürülebilir bir düzen inşa etmenizi sağlar.

Dijital dönüşüm için hangi platformları nasıl kullanmamız gerektiğinden de gelecekte bahsedeceğiz.

Author: Oğuz Dağlı



Leave a Reply

Your email address will not be published.